Bakan Bozdağ, Biz istikrar için sürekli güçlü liderler bekleyemeyiz. Sistemimizi çok güçlü kılacağız ve istikrarlı sistem kendisi ortaya çıkacak. Onun için diyoruz ki bu sistem değişikliği Tayyip Bey için değil AK Parti için değil AK Parti`den sonra Tayyip Bey`den sonra da Türkiye`min daima siyasi istikrar ve daima güçlü iktidara sahip bir ülke olması için, milletimizin, devletimizin ve Cumhuriyetimizin bekası için bu sistem değişikliğini hep beraber yapmamız gerekiyor. Onun için birlikte çalışmak ve bu dönüşümü birlikte hayata geçirmek zorundayız." " />

Bu haber kez okundu.

`Biz istikrar için sürekli güçlü liderler bekleyemeyiz`

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Türkiye`nin böylesine önemli bir stratejik coğrafyada var olması, bir olması, inşallah kıyamete kadar yaşayabilmesi için Türk milletinin ve Türk devletinin istikbali, istiklali ve bekası için istikrar şarttır. Eğer biz bu coğrafyada istikrarlı yönetimler, güçlü iktidarlar kuramazsak ülkemizi istikrar ve güçlü iktidarla ileriye taşıyamazsak Türkiye`miz çok şey kaybeder." dedi.

Bozdağ, partisinin Kartal İlçe Başkanlığının Karayemiş Tesislerinde muhtarlar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, avukatlar ve iş adamlarına yönelik düzenlediği etkinlikte yaptığı konuşmada, Türkiye`nin büyük bir değişimin, dönüşümün ve tarihi reformun arefesinde olduğunu söyledi.

Son 200 yıldır Türkiye`de yönetim sistemi üzerine çok derinlikli tartışmalar yapıldığını, kuşaklar değiştiğini, insanlar değiştiğini ancak tartışmaların değişmediğini kaydeden Bozdağ, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş`in siyasi güçleri olmadığı dönemde dahi Türkiye`nin tek başlı bir yürütmeye ihtiyacı olduğunu vurguladıklarını ifade etti.

Turgut Özal ve Süleyman Demirel`in Türkiye`yi yönetme tecrübelerini yaşadıktan sonra bu tecrübenin kendilerine öğrettiğiyle Türkiye`nin tek başlı yürütmeye geçmesi gerektiğinin altını çizdiğini aktaran Bozdağ, şöyle konuştu:

"Çünkü çift başlı yürütmenin çok zaman kaybettirdiğini, çok kavgalara neden olduğunu, enerjimizi boş şeylerle tüketmemize yol açtığını, krizleri, kaosları yönetmede ve Türkiye`nin bu şartlardan kolayca çıkmasını sağlamada yeterli imkan sunmadığını görüyorlar ve diyorlar ki tek başlı yürütme ama o zaman da bunların gücü yok. Şimdi ilk defa, sistemi değiştirme gücü olan, siyasal gücünün zirvesinde olan AK Parti ile onunla beraber hareket eden MHP, Türkiye`nin hükümet sistemini değiştirme konusunda tarihi bir karar aldılar ve birlikte bir adım attılar."

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi referandum kararının 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra yapıldığına dikkati çeken Bozdağ, geçmişte yaşanan darbe girişimlerinde çekilen sıkıntılardan örnekler vererek, "Türkiye`nin, Türk demokrasisinin hukuk devletimizin, milli irademizin seçilmişlerimizin bir daha darbelerle, muhtıralarla karşılaşmaması için, demokrasimizin asla kesintiye uğramaması için, başka güçlerin taşeronluğunu yapanların, başka devletler adına Türkiye`ye hiza ve istikamet verememesi için milletin iradesinin daima iktidarda kalması için bizim bu değişikliğe sahip çıkmamız şarttır. Sırf demokrasimiz kesintiye uğramasın diye de bizim bu adımı atmamız, başlı başına yeter artar bile." ifadesini kullandı.

- "Elinizi vicdanınıza koyun"

Bekir Bozdağ, Türkiye`nin komşuları Irak`taki ve Suriye`deki iç savaşlara değinerek, "Bir yandan PKK terör örgütü, bir yandan DEAŞ terör örgütü, bir yandan FETÖ terör örgütü bir yandan DHKP-C terör örgütü... Ne kadar terör örgütü varsa ki 10 civarında bunlar, Türkiye devletine ve Türk milletine saldırıyor, birliğimizi, dirliğimizi, milletimizi ve devletimizi yok etmek için mücadele ediyor, ölüyorlar, öldürüyorlar, canımızı acıtmaya devam ediyorlar. Türkiye`nin böylesine önemli bir stratejik coğrafyada var olması, bir olması, inşallah kıyamete kadar yaşayabilmesi için Türk milletinin ve Türk devletinin istikbali, istiklali ve bekası için istikrar şarttır." şeklinde konuştu.

"Eğer biz bu coğrafyada istikrarlı yönetimler, güçlü iktidarlar kuramazsak ülkemizi istikrar ve güçlü iktidarla ileriye taşıyamazsak Türkiye`miz çok şey kaybeder." diyen Bozdağ, şöyle devam etti:

"Elinizi vicdanınızı koyun. Eğer 2002`den sonra AK Parti gibi güçlü bir iktidar Türkiye`de olmamış olsaydı, Tayyip Bey gibi güçlü bir lider Türkiye`yi yönetmemiş olsaydı, etrafımızda yanan bu yangınlar, içimizde olan terör, Türkiye`nin ekonomisini darmadağın etmek isteyen içerideki işbirlikçi, dışarıda yabancı güçler... Acaba Türkiye nasıl olurdu? Irak hadisesi 2003, Cumhuriyet mitingleri, Danıştay saldırısı, Cumhurbaşkanlığı seçim krizi, 367, arkasından 27 Nisan e-bildirisi, 2008 kapatma davası, MİT Müsteşarı`na operasyon, Gezi hadiseleri arkasından 17-25 Aralık, arkasından MİT tırlarına operasyon, arkasından 30 Mart seçimi, arkasından Cumhurbaşkanı seçimi 10 Ağustos 2014, arkasından HSYK seçimi ve Kobani hadiseleri, baktığınızda 2015`te de iki tane seçim ve bunları yaşıyoruz, öte yandan DEAŞ terör örgütü Türkiye`de terör eylemlerine başlıyor, PKK terör örgütü yeniden terör eylemlerine başlıyor, sokakları hendeklerle dolduran, şehirleri işgal etmeyi teşebbüs eden, alçakça, haince teşebbüsler var. En nihayet 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü. Rusya ile Türkiye arasındaki uçak krizi. Elinizi vicdanınıza koyun ve buna lütfen cevap verin, eğer bu kadar olaylar yaşandığı dönemde güçlü bir siyasi istikrar, güçlü bir AK Parti iktidarı ve Türkiye`nin Tayyip Erdoğan gibi güçlü lideri olmasaydı, acaba bu kadar fırtına, kasırga, hadise Türkiye`yi nereye taşırdı? Ekonomi böyle dayanıklı olabilir miydi? Türkiye 3. köprüsünü, Marmaray`ı, Avrasya Tüneli`ni, Osmangazi Köprüsü`nü, şehir hastanelerini, toplu konutlarını, sağlıktaki büyük değişim dönüşümü üçüncü havaalanı gibi böylesi devasa projeleri yapabilir miydi?"

- "Türkiye`nin Erdoğan`dan sonra da güçlü iktidar kuran sisteme ihtiyacı var"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan`ın liderliği sayesinde Türkiye`nin olumsuzluklara rağmen yatırımlarına devam edebildiğini vurgulayan Bozdağ, şunları söyledi:

"Biz diyoruz ki Türkiye`nin Tayyip Erdoğan`dan sonra, AK Parti`den sonra da daima istikrar, daima güçlü iktidar kuran bir sisteme ihtiyacı var. Siyasi istikrar yok mu şimdi? Var. Güçlü bir iktidar var mı? Var. Peki ne istiyorsunuz? Bu siyasi istikrar, güçlü iktidar, sistemin doğal ve zorunlu sonucu değil, konjonktürel bir durum. Atatürk döneminde istikrar var, güçlü iktidar var. Menderes döneminde istikrar var, güçlü iktidar var, Özal döneminde istikrar var, güçlü iktidar var, şimdi Tayyip Bey döneminde istikrar var, güçlü iktidar var. Fazla geriye gitmeyelim, Özal`dan sonra ne oldu? Her şeyimizi kaybettik. İki tane 10 sene içinde büyük ekonomik kriz oldu. Hem 94 krizini yaşadık hem 2001 krizini yaşadık. Ne zaman istikrarlı dönemler varsa büyüdük, arkasından gelen dönemlerde kaybettik. Nasıl doğuyor istikrar? Güçlü liderle doğuyor. Halkla buluşan Atatürkler, Adnan Menderesler, Turgut Özallar, Tayyip Erdoğanlar olursa sandıktan istikrar çıkıyor. Şimdi sandıktan istikrar çıksın diye Türkiye`nin, Tayyip Bey`in siyasetten çekilmesinden sonra yeni bir Tayyip Erdoğan beklemeye tahammülü yok, yeni bir Özal, yeni bir Menderes yeni bir Atatürk beklemeye tahammülü yok.

Biz istikrar için sürekli güçlü liderler bekleyemeyiz. Sistemimizi çok güçlü kılacağız ve istikrarlı sistem kendisi ortaya çıkacak. Onun için diyoruz ki bu sistem değişikliği Tayyip Bey için değil AK Parti için değil AK Parti`den sonra Tayyip Bey`den sonra da Türkiye`min daima siyasi istikrar ve daima güçlü iktidara sahip bir ülke olması için, milletimizin, devletimizin ve Cumhuriyetimizin bekası için bu sistem değişikliğini hep beraber yapmamız gerekiyor. Onun için birlikte çalışmak ve bu dönüşümü birlikte hayata geçirmek zorundayız."

- "Çift başlı yürütme olmaz"

Bakan Bozdağ, Türkiye`nin çift başlı yönetimler döneminde enerjisinin boşa gittiğini belirterek, "Rahmetli Özal, Mesut Yılmaz`ı vekil yaptı, bakan yaptı, başbakan yaptı, kavga etti mi? Rahmetli Demirel, Tansu Hanımı vekil yaptı, bakan yaptı, başbakan yaptı, kavga ettiler mi? Rahmetli Ecevit, Ahmet Necdet Sezer`i cumhurbaşkanı yaptı, kavga ettiler mi? Neden? Çünkü bu sistem yetkiyi ve sorumluluğu başbakan ve bakanlar kuruluna veriyor, cumhurbaşkanına daha fazla yetkiler veriyor ama cumhurbaşkanı sorumsuz. Mevcut sistemde Türkiye`nin cumhurbaşkanının imzası olmadan herhangi bir iş yapma şansı yok. Neden diyeceksiniz? Çünkü yetkiler çok fazla. O zaman niye değiştiriyorsunuz? Bu çift başlılık devam ettiği sürece cumhurbaşkanının halk tarafından da seçilmesinden sonra kavgalar daha da büyüyecektir. Çünkü cumhurbaşkanı yetkileri kullanacaktır, kullandığında sorumsuz cumhurbaşkanı yetki de sonsuz, Türkiye büyük enerji kaybedecektir." şeklinde konuştu.

Türkiye`nin önünde iki yol bulunduğunu aktaran Bozdağ, şunları kaydetti:

"Ya cumhurbaşkanı sembolik hale getirilecek, başbakanlığı güçlendirecek ya da başbakanlığı cumhurbaşkanıyla bütünleştirip cumhurbaşkanlığı sistemine geçecek. Biz şimdi, ne yapıyoruz? Sistemi birleştiriyoruz. Başbakanlıkla cumhurbaşkanlığını birleştiriyor, yürütmeyi tek başlı hale getiren bir adım atıyoruz. CHP niye karşı çıkıyor? Çok net, sebebi çok da bir tanesi de bu. Çünkü 1960 darbesini yapanlar CHP`nin halkın iradesiyle iktidara gelemeyeceğini görünce cumhurbaşkanlığı vasıtasıyla Ankara`da iktidarlara ortak olmak istemişlerdir. Onun için yetkileri çoğaltmışlardır ve ortak olmuşlardır. Kimi seçerseniz seçin, Ankara da ortak. Rahmetli Demirel`i hatırlarsanız, en son ulusalcı oldu. Muhafazakar Demirel, nereye geldi? Ulusalcı Demirel oldu siyasi hayatını ulusalcı olarak bitirdi. Dönüştüremedikleri bir Özal`dı, bir de bizim dönemimizde seçilen Cumhurbaşkanlarıydı. Bunları da yol kazası görüyorlar. Nasıl Özal`dan sonra eski düzene dönüldüyse, `Tayyip Bey`den sonra da biz eski düzene döneriz, eski düzenimiz aynen devam eder` diyorlar. Biz de diyoruz ki Türkiye`nin artık kavgaya ayıracak vakti yok. Bu sistem gerçekten baba ile oğlu, kızı birbirine hasım yapan niteliklere sahip. Çift başlı bir yürütme olmaz. Bir iş yerinde iki tane yönetici olursa son kararı veren iki kişi olursa, iki tane patron olursa orada netice çıkıyor mu? Çıkmıyor."

- "Adamın kafası karışık"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu`nun söylemlerine değinen Bozdağ, "Sayın Kılıçdaroğlu çıkmış diyor ki efendim, yani `bu yanlış` diyor, `tek kişi` falan edebiyatı yapıyor. Ben de diyorum ki Sayın Kılıçdaroğlu`na peki madem yanlış, tek başlı yürütme de o zaman neden CHP`nin tek başlı bir genel başkanı var. İki tane genel başkan olsun CHP`ye, ikiniz gül gibi yönetin gitsin CHP`yi. Eş genel başkan yap, madem çift başlılık çok iyi biliyor. CHP`nin bir sürü belediyeleri var, o zaman eş belediye başkanlığı dönemine geçin çok iyi oluyorsa. İkisi beraber yönetsinler. Yok ama iş oraya gelince onu söylemiyor, başka şey söylüyor. Halkın kafasını karıştırıyor." dedi.

Kılıçdaroğlu`nun "Cumhurbaşkanı ayrı partiden, başbakan ayrı partiden olursa kavga çıkar." şeklinde açıklama yaptığını belirten Bozdağ, şunları söyledi:

"Sayın Kılıçdaroğlu, zaten biz senin bu dediğin gerekçeyle sistem değişikliğine gidiyoruz. Sen o zaman evetçisin, niye hayıra çalışıyorsun mübarek? Gel beraber `evet` diyelim bu işi bitirelim. Adamın kafası karışık. Milletin de kafasını karıştırmak istiyor. Şimdi tabii bu kafa karışıklığı ve değişiklikleri bilmediğine dair ortaya çıkan bu somut durumdan sonra `işi düzelteyim` dedi. Sayın Kılıçdaroğlu bu sefer yeni bir açıklama yaptı, `ben onu değil de şunu demek istedim.` `Cumhurbaşkanı ayrı partiden oldu, yürütme ayrı partiden, meclis çoğunluğu da ayrı partiden oldu o zaman kavga çıkar.` Be adam sen demiyor muydun `bu sistem tek adam getiriyor`, şimdi de diyorsun ki `cumhurbaşkanı ayrı, meclis ayrı çoğunluk olursa kavga çıkar` diyorsun. O zaman bir karar ver sen. Bu sistem tek adamlık sistemi mi yoksa tek adamlığa son veren bir sistem mi? Bu sistem tek adamlığın önüne en büyük engelleri koyan ve Türkiye`de hiçbir kişinin tek adam olmasına imkan ve izin vermeyen bir sistem."

Adalet Bakanı Bozdağ, yeni sistemle millete, hükümeti seçme hakkı verildiğini dile getirerek, "Esasında hayıra çalışanlar milletin önüne konan hak, güç ve yetkiye milletin sahip olmamasını istiyorlar. Vatandaşa bir imkan veriliyor ama bu imkanı `reddedin` diyor. Burada makul bir yaklaşım var mı, olabilir bir şey mi? Değil. Cumhuriyetin tam tanımı, devleti yönetenlerin miras yoluyla veya dar bir şekilde belli şeylerle oluşması değil, doğrudan halkın iradesiyle belirlenmesidir. Peki Türkiye`de biz cumhuriyetin tanımına uygun bir uygulama yapıyor muyuz? Yapmıyoruz, doğrudan halkın iradesiyle yönetici belirlemiyoruz. Halkın seçtiklerinin iradesiyle yapıyoruz, dolaylı bir seçim var. Şimdi ne yapılıyor? Tam cumhuriyetin lafzına ve ruhuna uygun bir şekilde, esasında anayasadaki cumhuriyeti tam anlamıyla hayata geçiren bir adım atıyoruz. Doğrudan ülkenin yöneticisini seçme hakkını veriyoruz. Türk tarihi boyunca, Türk milleti tarihinin hiçbir döneminde ülke yöneticilerini, yani hükümeti doğrudan seçme hakkına sahip olmamıştır. İlk defa doğrudan ülkeyi yönetecekleri seçme hakkı veriliyor. Bunun neresi kötü?" diye konuştu.

Memurlar Net

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner28

banner29